Şöyleşi: Bambu Dergi
E-Mail: bambudergi@gmail.com

Bambu Dergi: Zorla İspanyol eseri Necati Cumalı'nın toplu eserleri arasında oldukça kısa bir oyun. Bu eseri sahneleyen ekip olarak neler söylemek istersiniz ?
Erdi Erciyas: Zorla İspanyol eserine ilk olarak öğrencilik yıllarımda bir araştırma yaparken eski bir derginin kısa oyunlar sayısında tesadüfen denk gelmiştim. Gerek olay örgüsünün sağlamlığı, gerekse oyun kişilerinin ilgi çekici olması nedeniyle çok beğendim. İçimden hep bir gün bu oyunu sahneye taşımamızın gerektiğini düşünüyordum... Şans o ki Bambu Tiyatro'da hem fiziki şartların hem de ekibimizin bu esere çok uygun olması, ayrıca daha önce hiç sahnelenmemiş olması, yıllardır aklımda olan bu projenin hayata geçmesine vesile oldu. Bu noktada sevgili Ozan'a verdiği sonsuz destek için teşekkür ediyorum. Yazar Necati Cumalı'nın kendi anılarından yola çıkarak yazdığı bu şirin ve aslında kısa olan oyun, ekip arkadaşımız Burcu Kahyaoğlu tarafından ruhuna uygun bir biçimde ele alındı ve çeşitli eklemeler ile ortaya bu güzel proje çıktı. Yine oyunun çok önemli bir öğesi olan müziklerini yapan ve aynı zamanda oyunda canlı olarak söyleyen becerikli ekip arkadaşımız Fatih Aynacı çok önemli bir iş ortaya çıkardı. Bambu Tiyatro ailesi olarak hem yazarın bu güzel eserine bir ruh kattığımız için hem de köşede kalmış, unutulmuş bir oyun olmaktan çıkardığımız için çok gururlu ve mutluyum.
Yunus Beydoğan: Oyunu üniversite döneminde hem sınıf arkadaşım hem de yol arkadaşım olan Erdi Erciyas keşfetmişti, eseri keşfetme sürecinde Erdi'nin emeği büyüktür. Ancak çok kısa olan metni dramatik yapıyı bozmadan eklemeler yapan Burcu Kahyaoğlu'nun, bestelerinde de Fatih Aynacı rolü çok büyüktür. Eseri son haline getirip Dünya Tiyatrosu'na katmanın gururunu yaşıyoruz.
Fatma Nur İsmailçebi: Seyirciyle buluşabildiğimiz için çok mutluyum. Zaten asıl amaç buluşabilmek. Bu sürecin de iyi gittiği kanaatindeyim. Sahne düzeni olarak seyirciyle neredeyse burun buruna oynuyor olmanın, verdikleri ya da vermedikleri tepkilerini bir nefes kadar yakınlarındayken hissetmek, bu ve tüm bunların arasında oyunu sürdürmeye çalışmak her oyunda bir oyuncu olarak beni çok cezbeden, korkutan bir süreç. Tadını çıkarmaya çalışıyorum...
Bambu Dergi: Dünya'da ilk kez bu oyunu sergileyen ekip sizsiniz. Sayenizde Dünya Tiyatrosu'na bir eser daha kazandırılmış oldu. Bu konu hakkında görüşleriniz nelerdir ?
Erdi Erciyas: Ekip olarak daha önce hiç oynanmamış ya da farklı bir şekilde yorumlanmamış oyunlara büyük değer veriyoruz. Çünkü; biz bu tarz çalışmalar ile sadece oyunumuzu seyircilerimiz ile buluşturmuyor, bizden sonraki arkadaşlarımıza da farklı bir yorum ve düşünce ile bu oyunları seyircilere sunma imkanı sağlıyoruz. Bambu Tiyatro ailesi olarak bu vizyonumuz devam edecek ve nice değerli eseri tiyatro dünyasına kazandırmaya devam edeceğiz. Türk tiyatrosuna ve Ankara seyircisine yeni bir oyun kazandırmaktan memnuniyet duyduk. Her detayı için emek verdiğimiz, dünya ve insan ilişkileri düzenine dair bir sözü olan oyunumuzun izleyici tarafından büyük ilgi gösterilmesinden çok mutluyuz. Zorla İspanyol'un alkışı ve seyircisi bol olsun...
Yunus Beydoğan: Gurur verici bir hissiyat çünkü daha önce oynanmamış bir eserin prototipi biz olduk, literatürümüze ilk bizlerle anıldı ve hep böyle anılacak. Beni en çok mutlu eden bu duygudur.
Fatma Nur İsmailçebi: Bir eserin ilk kez sahnelenme durumu beni her zaman çok heyecanlandırmıştır. Herkesin aklında okuduklarıyla oluşan bir dünya vardır ve o onların düş dünyasında kalır. Ancak bizse hiçbir şeyden etkilenmeden başka hiçbir rol model görmeden farklı düşüncelere maruz kalmadan aklımızda canlananları somut bir dünyada buluşturduk. Bu anlamda çok heyecan verici bir durumdu.

Bambu Dergi: 1957 yılında Paris'te bir kafede geçen oyun, bir Türk şairin yalnızlık, aşk, ilişkiler üzerine olan üçgende var olma çabasını dile getiriyor. Rolü içselleştirirken nasıl bir yol izlediniz ?
Yunus Beydoğan: Çok uzağa gitmememiz gerekiyor, günümüz bireyinde de bu sorunları hala görmekteyiz hatta yalnızlık, çağın hastalığı oldu diyebiliriz. Role yaklaşımım konusuna değinecek olursak her dönem ve her coğrafyada karşılaştığımız toplumun içinde bulunduğumuz dönemde insanlar popüler olana yöneliyor ve bu da bireyin yalnızlığına, sosyal ilişkilerin zayıflamasına neden oluyor. Aslında çağın hastalıklarından beslendiğimi söyleyebilirim. Oyunumuzda da bu unsur trajikomik bir şekilde işlemektedir.
Fatma Nur İsmailçebi: Oyunda iki farklı karakteri canlandırdığım için önceliğim dışardan gözle görülür bir farkı yaratabilmekti. Bu da ancak o rol kişileri gibi düşünerek doğru duygunun getireceği doğru hareketlerle sağlanabilirdi. Kişiliklerine uygun kostüm seçimi yapmak işin kolay ve somut tarafıydı. Ancak en basit haliyle güneşe aşık bir kadınla yağmura aşık başka bir kadınını dış mekan kafede otururken bile - zaten oyun tamamen dış mekan bir kafede geçiyor - hissettikleri birbirinden çok farklı olacaktı. Tamamen bunların üzerinden giderek doğru olduğunu düşündüğüm tepkilere yöneldim. Umarım seyirciye de bunu yansıtabilmişimdir.
Bambu Dergi: Oyununun Sahne Tasarımı Paris'teki bir kafe havasını oldukça yansıtıyor. Otantik bir biçimde çalan plak, ışık tasarımı ve diğer dekor, aksesuarlar dönemin içine kendini alır vaziyette. Tasarımı gerçekleştirme sürecinizden bahsedebilir misiniz ?
Yunus Beydoğan: Öncesinde perspektif bir taslak hazırladık daha sonrasında döneme uygun kafeleri inceledik pratik, göze kulağa uygun ve en önemlisi metne hitap eden bir tasarım hazırladık. Bunu yaparken sahne tekniğine uyacak renkleri ve tonları belirleyip kolektif bir tasarım ortaya çıkarmaya çalıştık. Bizim için el emeği göz nuru bir tasarım oldu.
Bambu Dergi: Oyunun hem oyuncusu hem müzisyenisiniz. BU sürecinizi değerlendirir misiniz ?
Fatih Aynacı: Benim için çok büyük bir zevk. Gitar çalmayı ve şarkı söylemeyi en az oyunculuk kadar sevdiğim için ikisini de kullanabildiğim bir yaratım süreci gayet keyifliydi. Özellikle şarkıların beğenilmesi beni her oyun daha da çok motive etti. Bu süreçte en büyük desteğimi ekip arkadaşlarımdan aldım elbette. Hepsine çok teşekkür ediyorum.

Bambu Dergi: Yaratı süreciniz nasıl gerçekleşti ?
Fatih Aynacı: Bu yaratım sürecinde şarkının sözlerini her defasında dikkatle okuyup incelemeye çalıştım. Daha sonrasında şarkı sözleriyle o anda sahnede olan karakterlerin ve durumun deşifresini yapıp müziğe geçirmeye çabaladım. Örneğin oyunun başındaki şarkıya bakacak olursak şarkı gayet sakin bir ritimle ilerlerken bir anda bir patlama yaşıyor tıpkı en baştaki kadının içindeki arzuların her an patlamaya müsait olması gibi. Açıkçası beni en zorlayan şarkı ise "yalnızlık" şarkısı oldu. O dramatik durumla komedi oyunun arasındaki çizgiyi koruyabilmek gerçekten zordu ama çalışarak üstesinden geldiğimizi düşünüyorum.
Bambu Dergi: Oyunda bir bölümü ve şarkı sözleri siz tarafından kaleme alındı. Bu süreci nasıl paylaşmak istersiniz ?
Burcu Kahyaoğlu: Oyun uyarlamak ya da metin düzenlemek gibi işlere öteden beri bir merakım ve hevesim vardı, bu sebeple de Zorla İspanyol oyunu ve Necati Cumalı ile yollarımız kesişti. Benim için de güzel bir tecrübe oldu. Şarkı sözlerinin ortaya çıkmasında bazı noktaları değerlendirmek ve gözetmek oldukça yararlı oldu benim için... Nedir bu noktalar derseniz; oyun kişilik özellikleri ve karakter yapıları, oyunda işlenen temalar, oyunun dönemi ve geçtiği yer gibi kriterleri sıralayabilirim. Şarkı sözlerinin ya da eklenmiş metinlerin orijinal metinle bir bütün olarak algılanabilmesi için muhakkak dikkat edilmesi gereken detaylardan bir kaçıdır bunlar bana göre. Bu açıdan baktığımızda şarkı sözlerinin ve ek metinlerin eserden çok uzak bir noktaya düşmediğini ifade edebilirim.

Bambu Dergi: Seyirci görüşlerinden bahsedebilir misiniz ?
Erdi Erciyas: Oyunun seyirci görüşlerine baktığımızda oyunumuza gelen seyirciler, sahneye ilk baktıklarında dönemin ruhuna uygun bir şekilde tasarımı yapılmış dekorlar ve yine döneme ait olan plaktan çalan şarkılar ile sıcak samimi bir oyun izleyeceklerinin sinyalini aldıklarını belirtiyorlar. Oyunumuz yaklaşık 55 dakika sürüyor. Seyircilerden gelen geri dönüşlerden anladığımız kadarıyla oyunun biraz daha devam etmesini bekledikleri yönünde, çünkü oyun içinde oynanan oyun o kadar güzel örülüyor ki, seyirciler de bu oyunun devamını görmek istiyorlar. Gerek bahsedilen oyunun olay örgüsü, gerekse oyuna bizim eklediklerimiz hem döneme hem de oyuna hizmet eden canlı müzikler seyirciler tarafından çok beğeniliyor...
Yunus Beydoğan: Keşke daha da uzun olsaydı.
(Röportaj 2023 yılına aittir)
Bambu Tiyatro ve Kültür Sanat Dergisi (52.Sayı)
Comments